Tier 1 Yatırımcı Vizesi

Ana hatları ile Yatırımcı Vizesi (Tier 1-Investor Visa)

Tier 1 Yatırımcı vizesi, İngiltere’de çalışma iznine tabi vizelerin en prestijli vize kategorilerinden biridir. Avrupa Ekonomik Alanı (EEA-European Economic Area) ve İsviçre dışında bir ülkede olduğunuz taktirde, Tier 1 Yatırımcı vizesi almak için seyahat tarihinizden maksimum 3 ay önce başvuru yapmalısınız (Örneğin 15 Haziranda seyahat etmeyi planlıyor iseniz 16 Marttan itibaren başvurunuzu gerçekleştirebilirsiniz). En fazla 3 yıl 4 ay süreyle vize alabilir ve bu sürenin sonunda uzatma için başvuruda bulunabilirsiniz. Farklı durumlar için farklı kurallar geçerlidir.

Bilinmesi gerekenler

Yatırımcı Vizesi için bazı temel gereklilikler karşılanıyor olmalıdır; İngiltere’ye doğrudan 2 milyon GBP yatırım yapmalısınız. Hedef iş kolunuzu ve finansal çerçevenizi detaylandırmış olduğunuz bir iş planı sunmalısınız. Profesyonel uzmanlarla çalışan LexLegal Immigration, müvekkilleri adına iş planları hazırlar. Normal şartlar altında Birleşik Krallık’ta 5 yıl kesintisiz kalarak süresiz oturum izni başvurusunda bulunabilirsiniz. Bununla birlikte, daha yüksek miktarda yatırım yapmanız halinde oturum izni alma süreniz kısalabilir.

İngiltere’de yatırım amaçlı kullanmayı planladığınız fonları Birleşik Krallık’ta veya dışındaki bir veya birden fazla denetime tabi finansal kuruluşta tutmalı, fonlar size aitse üzerlerinde koşulsuz kontrolünüzün olduğuna dair kanıt gösterebilmelisiniz. Fonlar iki yıldan daha az bir süredir banka hesabınızdaysa, fon kaynağını da ispatlayabiliyor olmalısınız. Fonların size ait olmaması halinde; örneğin eşinize aitse, vize başvurusunda en az iki yıldır ilişkiniz olduğuna ilişkin kanıtları ibraz etmelisiniz. Yeterliliklerin sağlanamadığı bazı istisnai durumlar söz konusudur. Ücretsiz ilk danışma hizmeti almak için lütfen e-posta veya telefon aracılığıyla bizimle iletişime geçiniz.

Kimler başvurabilir?

Başvuru sahibi 18 yaşından büyük olmalı ve Birleşik Krallık’ta denetime tabi bir banka hesabı açmalıdır. Vize başvurusu yaptığınızda, fonlarınızı da denetime tabi yabancı bir bankada tutabilirsiniz. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus fonların elden çıkarılabilir olmasıdır. Bu vasfa haiz olmayan diğer varlıklarla başvuruda bulunamazsınız. Kara para aklama hususuna yönelik kontrollerin tamamlanıp, meşrulaştırılmasının ardından, fonları sterline çevirip başvuru işlemlerinizi devam ettirebilirsiniz.

Ne Sunuyoruz?

Tier 1 Vizesi başvurusu yaptırmak isteyen isteyen müvekkillerimiz, bu miktarda yapılacak bir fon yatırımının oldukça hassas bir süreç olduğunu, güvenli bir şekilde vize ediniminin yanı sıra, yatırımın bulunması ve devamlılığının sağlanması açısından da bu sürecin uzmanlık gerektirdiğini göz önünde bulundurmalıdır. Lexlegal Immigration, iş ortakları ile birlikte, başvurunuzun başlangıç aşamasından Birleşik Krallık’taki fonlarınızın devamlılığının sağlanmasına dek tüm süreç boyunca eksiksiz bir hizmet deneyimi sunar.

Yurtdışında Öğretmen Nasıl Olunur? Yurt Dışında Öğretmen Olmak İçin Neler Yapmalıyım?

Yurtdışında öğretmenlik yapma isteği günden güne artış göstermektedir. Bu sadece mesleğini yurt dışında icra etmek değil, aynı zamanda yurt dışında yaşama tecrübesini de edinmek demektir.

Bu bağlamda kişinin hayatında bir dönüm noktası sayılabilecek bir dönemden bahsediyoruz dememiz ümkün. Yurtdışı öğretmenlik

Peki, yurtdışında nasıl öğretmen olunur? Yurt dışında öğretmen olmak için neler yapmamız gerekir?

Yurt Dışı Öğretmenlik Nedir?

Yurt dışı öğretmenlik, adından da anlaşılacağı üzere mesleğini yurt dışında icra edebilmektir.

Yurt dışı öğretmenlik yapabilme fırsatını değerlendirmek isteyen öğretmenler için Milli Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen “Yurt Dışında Görevlendirilecek Öğretmenleri Seçme Sınavı” bulunmaktadır.

Bu sınav sonrasında adaylar MEB tarafından seçilen ülkelerde ve branşlarda öğretmen olarak çalışmaya başlayabilecekler.

Yurt Dışında Görevlendirilecek Öğretmenleri Seçme Sınavı Nedir? Sınavın Başvuru Şartları Nelerdir?

Her yıl “Yurt Dışında Görevlendirilecek Öğretmenleri Seçme Sınavı” başlığı altında, o yılın şartlarına ve aday sayısına bağlı olarak, belirlenen tarihlerde düzenlenmesi üzerine adaylar için başvuru kılavuzu yayınlanmaktadır.

Sınav ile ilgili her türlü işlem bilgileri (açıklama, başvuru işlemleri, sınav sonuçlarının ilan edilmesi vb.) Milli Eğitim Bakanlığı web sitesi üzerinden yapılmaktadır.

Yurt dışı öğretmenlik kariyerinize giden yoldaki ilk aşama Mesleki Yeterlilik Sınavına tabii tutulmak olacaktır.

Beraberinde yurt dışı öğretmen adaylarının Temsil Yeteneği Sınavına da girmeleri ve başarı elde etmeleri gerekmektedir.

Yurt dışında öğretmenlik yapmak için başvuracak adayların dikkat etmesi gereken bir diğer husus da en az 5 yıl devlet bünyesinde hizmetlerinin bulunması gerektiğidir.

Başvuru Ne Zaman Yapılacak?

2021 Başvuruları kılavuzda yayınlanan sınav takvimine göre, başvuru ve ücret süreçleri 11 Ocak ile 20 Ocak tarihleri arasında gerçekleşecek. Mesleki Yeterlilik Sınavı ise 13 Şubat Cumartesi günü saat 10:00’da Ankara’da gerçekleşecek. Yurtdışı eğitim danışmanı

Yurt Dışı Öğretmenlik kariyerine giden bu yolda ilk aşama 120 dakikalık bir süreyi kapsayacak.

Yurt Dışında Görevlendirilecek Öğretmenleri Seçme Sınavı 2021 Başvuru süreci sona ermiş olup 2022 tarihi için henüz net bir tarih bildirilmemiştir.

Facelift Turkey

The skin, which is constantly exposed to external factors, ages more easily than other organs. According to the results obtained from researches, the most important factor in skin aging is environmental factors. Many factors such as gaseous emissions from environmental wastes, intensive work tempo, and inactive life play a major role in skin aging. Because of this, the skin of people living in large, crowded cities is aging faster and more aggressively. Another factor in skin aging is genetic factors. The average age of skin aging can be determined by examining the family’s skin structure. Facelift Turkey

Facelift Surgery

Share your expectations and wishes from facelift surgery with your plastic surgeon. There is no age limit for facelift surgery, but it is usually recommended for people over 50 years of age. Younger people are advised to apply mini-facelift surgery or rejuvenating with dermal fillers.

Facelift Procedure

Areas that are aged, hang, or deformed are identified. The skin texture in these areas is removed, and the sagging connective tissues beneath the skin are hung upwards. If the forehead region is to be intervened, an incision is made from the scalp area. After that, the forehead and eyebrows are hung upwards. So, the incision is hidden in the hair. For the sagging of the area where the cheekbone is located, the incision is made where the eye bags are located. The mid-face area is hung upwards by entering through the eye-bag area. 

When intervention in the chin and neck region is required, incisions are made behind the ear regions. Chin and neck area are stretched with incisions made from the back of the ears. Therefore, small scars that may be formed are hidden behind the ears. It can also be intervened in the neck area by making the incision from the area under the chin. In all these interventions, the tissues are released and reattached to their original points. Also, surgical intervention is combined with other techniques. For example, if there is a decrease in the fat tissue, deficiencies in the area are completed with the fat tissue taken from the patient. 

Sometimes wrinkles can occur due to excessive movement of the muscles in the face. Facelift surgery in Turkey done by the most experienced doctors. Having plastic surgery in Turkey has a lot of advantages. Cheap prices, internationally successful doctors, great hospitals and tourist attractions are some of them. If you want to have facelift surgery in Turkey, please contact us.

Perkütan Nefrolitotomi (PNL) Ameliyatı Nedir?

Ameliyatı Nedir?

İşlem genel anestezi altında uygulanır. Anestezi altında önce idrar yolundan böbreğe uzanan ince bir tüp (kateter) yerleştirilir. Bu kateter böbreğe sıvı verilmesine veya akışına yardımcı olması içindir ve genellikle ameliyattan sonraki gün alınır. Kateter takılması sonrası hastalar yüz üstü yatar pozisyona çevrilir. Hastaların sırtından yaklaşık 1cm’lik bir kesiden böbrek içine uzanan bir yol oluşturulup bu yola yerleştirilen tüp içinden kameralı aletler (nefroskop) ile böbrek içine girilir. Bu aşamada ameliyathanede kullanılan portatif röntgen cihazları (floroskopi) cerraha yol gösterici olarak kullanılır. Böbrek içindeki taşlar parçalanıp dışarı alınır. PNL

Böbreğin farklı odacıklarını (kaliks) dolduran büyük taşlarda bazen tek bir tüpten girerek bütün taşları temizlemek mümkün olmayabilir. Bu durumda böbreğin odacıklarına ciltten birden fazla giriş yapmak gerekebilir. Ek giriş yolu açılması yapılması cerrahın ameliyat sırasında tecrübesine göre vereceği bir karardır. İşlem sonunda hastanın böbreğine idrar akışını güvenli bir şekilde sağlaması için tüp (nefrostomi) yerleştirilir.

Bu Ameliyatın Çeşitleri Var mıdır?

Bu yöntemin ilk tanımlandığı 1976’dan bu yana teknolojinin de gelişmesiyle ameliyat tekniğinde yenilikler olmuştur. Böbrek içerisine yerleştirilen tüpün çapı daha ince nefroskopların geliştirilmesiyle küçülmüş ve buna göre isimlendirme yapılmıştır. Standart teknikte böbrek içine 30Fr çapında (1cm) çaplı bir tüp yerleştirilirken, mini-perkütan nefrolitotomi’de 15-20Fr çaplı tüpler kullanılmaktadır. Kullanılan tüp çapının ameliyat sırasında kanamayı etkilediği gösterilmiştir. Ayrıca daha küçük çaplı aletlerle yapılan ameliyat sonrası hastalarda nefrostomi tüpü takılmayabilir. Böylece hastalar ameliyat sonrası daha az ağrılı bir dönem geçirirler.

Son yıllarda mikro-perkütan nefrolitotomi ve ultra-mini perkütan nefrolitotomi diye tanımlanan daha az invaziv operasyon teknikleri geliştirilmiştir. Bu yöntemlerde böbrek içine 5Fr ve 13Fr çapında (2-4mm) tüpler içerisinden girilerek taşların tedavisi yapılmaktadır. Böylece işlemin olası riskleri minimize edilmektedir.

Çocuklarda Bu Yöntem Uygulanabilir mi?

Çocuk hastalarda özellikle okul öncesi çağındaki hastalarda daha az invaziv olan küçük çaplı tüplerden yapılan operasyon tekniğinin uygulanması önerilmektedir. Okul çağındaki veya ergenlik dönemindeki hastalarda standart yöntem çocuğun fiziksel yapısı göz önünde bulundurularak uygulanabilir.

Perkütan Nefrolitotomi Kimlere Uygulanamaz?

İşlem genel anestezi altında uygulanacağı için anestezi için uygun olmayan hastalarda uygulanamaz. Ameliyat teknik olarak ciltten böbreğe bir tüp yerleştirilerek yapıldığı için kan sulandırıcı alan hastalarda sakıncalıdır.

İşlem Öncesi Nasıl Hazırlanılır?

İşlemden önce anestezi doktoru mutlaka muayene edip bazı laboratuvar testlerinizi, akciğer filmi ve kalp elektronuzu görmek isteyecektir. Ameliyat öncesi idrarınızda enfeksiyon olup olmadığı da kontrol edilmelidir. Enfeksiyon varsa öncesinde tedavi edilmesi gerekir. Yine kullandığınız tansiyon, şeker veya kalp ilaçları doktorunuza danışılarak kullanılmalıdır.

Ameliyattan önceki gece planlanan ameliyat saatinden 6-8 saat önce yemek yemeği, su içmeği durdurmalıdır.

Ameliyat Sonrası Hastalar Nasıl Takip Edilmelidir?

Ameliyat sonrası hastalar oluşabilecek komplikasyonlar açısından yakın edilir. Özellikle vital bulgular (tansiyon, nabız, ateş, solunum sayısı), idrar miktarı ve rengi, laboratuvar testleri (kan sayımı, elektrolitler ve kreatinin), solunum sıkıntısı olup olmadığı yakın takip edilir. Ameliyat sonrası hastalar özellikle sırtta böbreğe konulan tüpten ve takılan sondadan dolayı ağrı hissederler. Anestezinin etkisi geçene kadar hastalar ağızdan beslenemezler.

Bazı hastalarda böbreğe giriş için kaburgalar arasından tüp yerleştirilir. Bu durumda hastalarda solunum sıkıntısı olabilir. Çekilen akciğer filminde akciğer zarları arasında ciddi miktarda sıvı biriken hastalara bu sıvının çekilmesi için geçici bir tüp konulabilir.

Ameliyat Sonrası Hastanede Ne Kadar Kalınır?

Perkütan nefrolitotomi işleminden sonraki gün hastaların sondası ve kateteri alınarak ayağa kaldırılır. Böbreğe yerleştirilen tüpten (nefrostomi tüpü) gelen idrardaki kanama takip edilir. Ayrıca hastalardan kan alınarak ameliyat sonrası kanlarında düşüş olup olmadığı takip edilir. Kanaması olan hastalara kan takılması (transfüzyonu) gerekebilir. Ateş, tansiyon ve nabız gibi vital bulguların takibi yapılır. Takiplerinde sorun olmayan hastalar genellikle 2.gün nefrostomi tüpleri alınarak taburcu edilirler.

Perkütan Nefrolitotomi Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Her ne kadar endoskopik yöntem olsa da ameliyatın bazı komplikasyonları vardır. Yüksek ateş, idrar yolu enfeksiyonu, kanama, böbreğin komşu organlarının yaralanması gibi riskleri vardır. Ameliyat sorası hastaların %0-20’sinde kan verilmesi gerekebilir. Nadiren (%0.4) görülse de kan verilmesine rağmen kanaması devam eden hastalarda kanayan damarın anjio işlemi ile kapatılması (anjio-embolizasyon) gerekebilir.

Ameliyat sırasında endoskoplardan sürekli bir sıvı akımı vardır. Böbrek içine verilen bu sıvı sırttan böbreğe konulan tüpten vücudu terk eder. Bu sıvının emilimi sonucu ameliyat sonrası ateş görülebilir. Ateş genellikle antibiyotiklerle kontrol altına alınır. Bazı taş tipleri (özelikle magnezyum-amonyum-fosfat-strüvit taşı) enfeksiyon ile ilişkili olup ameliyat sonrası ciddi enfeksiyonlara sebep olabilir. Nadiren enfeksiyon kana karışarak organ yetmezliğine (%0.5) ve hastanın kaybına (%0.05) neden olabilir.

Ne Kadar Süre Sonra Günlük Aktivitelere Veya İşe Dönülür?

Endoskopik ameliyatların açık cerrahilere kıyasla en büyük avantajı işe ve normal günlük aktivitelere kısa dönüş süresidir. Taburcu edildikten sonraki ilk hafta özellikle istirahat halinde geçirilmesi önerilir. İlk 2 hafta ağır egzersizden sakınılmalıdır. Bu sürede yüksek ateş, kanama, sırttaki giriş yerinden akıntı veya şişlik görülürse mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Üroloji uzmanı

Çıkarılan Taşlar Ne Yapılır?

Çıkarılan taşlar içerdiği kimyasal maddelerin öğrenilebilmesi amacıyla analiz yapılabilmesi için laboratuvara gönderilir. Hastanın böbreklerinde oluşan taşın kimyasal içeriğinin bilinmesi bu taşların tekrarlamasının önlenmesinde doktorlara yol gösterici olabilir.

Bazı hastalarda taşlar enfekte olup mikroplar (bakteriler) içerirler. Ameliyat sırasında bu bakteriler kana karışıp ciddi enfeksiyonlara sebep olabilir. Bu enfeksiyonların en doğru ve hızlı tedavisi için bu hastalarda ameliyat sırasında taşlar özel kaplara konularak mikrobiyoloji laboratuvarına gönderilir. Bu testin sonucuna göre hastalara uygun antibiyotik tedavisi verilir.

Şaşılık Tedavisi

Şaşılık, gözün hareketini sağlayan kasların paraleliğinin bozulmasıdır.

Doğuştan  olabileceği gibi, sonradan olabilir.

Aynı zamanda kişinin gözlük ihtiyacının olması ve gözlük kullanmaması durumunda göz kaslarını etkileyen mekanizmaların bozulmasına bağlı olarak kayma oluşabilir. Şaşılık Tedavisi

Bu durumda hastaya ihtiyacı olan gözlüğün verilmesi tedavisinde birinci basamaktır.

Göz kaslarının hareketi aynı zamanda  göz kaslarını hareket ettiren kasları inerve eden sinirlerle olur. Şayet sinirlerle ilgili özellikle beyin ile ilgili problemlerde de kayma olur.

Bu durumda mevcut duruma yönelik tedavi verilir. Gözlükle düzeltilemediğin de tedavi ameliyatla  yapılır. Bazılarında ise tedavide botilinum toksini kullanılabilir.

Çocuklarda tedavi edilmediği taktirde göz tembelliği riski vardır.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Nedir? Nasıl Yapılır?

Obezite tedavisinde hastanın ihtiyacına göre farklı cerrahi operasyonlar uygulanabilir. Mini gastrik bypass ameliyatı bu anlamda en sık tercih edilen tedavi yöntemlerinden biridir.

Kontrollü kilo verme amacıyla uygulanan ameliyatta bir yandan midenin hacmi küçültülürken, diğer yandan ince bağırsakta besin emilimi kısıtlanır ve hastanın sağlıklı şekilde kilo vermesi sağlanır.

Başarılı sonuçlarıyla öne çıkan mini gastrik bypass ameliyatında, midenin başlangıç kısmı geri kalanından ayrılır ve bypass edilen bağırsaklara bağlanır.

Böylece hastanın daha az yiyerek daha hızlı doyması sağlanır. Ayrıca, bu ameliyatta yüksek kalorili besin emilimi sınırlandığından bu besinlerin sindirilmeden vücut dışına atılması sağlanır.

Mini gastrik bypass, obezite hastalarının sağlıklı ve kalıcı şekilde kilo vermesini sağlayarak kilodan kaynaklanan çeşitli hastalıkların oluşumunu engeller.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Mini gastrik bypass uygulanacak hastalarda ameliyat öncesinde bir takım tetkikler ve testler uygulanır. Bu testler şu şekildedir:

Hemogram

Hormon testleri

Hepatit

Mide endoskopisi

Kan biyokimya testi

Karın ultrasonu

EKG

Akciğer solunum testi

Akciğer grafisi

EKO

Hasta, gerekli tetkik ve testlerden geçtikten sonra anestezi almasına engel olacak bir durum gözlenmezse ameliyata girebilir.

Mini gastrik bypass ameliyatı laparoskopik yani kapalı olarak uygulanır. Karında açılan 1cm çapındaki 4-5 delikten vücut içine girilerek mide küçültme işlemi gerçekleştirilir.

Gerekirse ameliyat sırasında robot kol da kullanılabilir. Bu şekilde ikiye ayrılan midenin bir kısmı 12 parmak bağırsağına bağlanır. Diğer kısım ise eski görevini yapmaya devam eder.

Bu işlem, tüketilen besinlerin 12 parmak bağırsağına girmesini engeller. Ameliyat, hastaların daha az yiyerek daha çabuk doymasını ve tükettikleri besinlerin bir kısmının emilmesini sağlar.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Kaç Saat Sürer?

Mini gastrik bypass ameliyatı ortalama 1,5 saat sürer. Fakat hasta ameliyat öncesinde uzun süre tedavi aşamalarına tabii tutulabilir.

Gerekli tetkik ve testlerin tamamlanmasından sonra hasta uygun kan değerlerine ve verilere sahipse ameliyata alınır. Bu ameliyat kapalı şekilde yapıldığından hastada bütün karın yerine küçük kesiler yapılır.

Böylece dikiş atma gereksinimi olmaz ve ameliyat tam karın kesme operasyonlarına göre çok daha kısa sürer. Ameliyat bitiminde ise herhangi bir kaçak olup olmadığını anlamak için hasta bir süre hastanede müşahede altında tutulur.

Devamında sırasıyla sıvı ve püreyle beslenmeye başlayan hastada bir sorun gözlenmezse, hasta taburcu edilir.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Kimlere Yapılmalıdır?

Mini gastrik bypass, bir çeşit morbid obezite ameliyatıdır ve obezite beraberinde ortaya çıkan hastalıkların tedavisinde uygulanabilir. Ancak bu ameliyat her obezite hastasına uygulanamaz.

Bunun için belirli kriterler vardır ve bunlardan en önemlisi hastanın vücut kitle endeks değeridir. Vücut kitle endeksi hastanın boy ve kilosuna göre bulunan bir değerdir.

Bu değer 35-40 arasındaysa ve obezitenin beraberinde tip 2 diyabet, uyku apnesi, hipertansiyon gibi rahatsızlıklar gözlemleniyorsa; hasta ameliyat için uygundur.

Vücut kitle endeksi 40’ın üzerinde olan hastalarda ise ameliyat için obezitenin beraberinde bir rahatsızlığın olup olmaması önemli değildir.

Bu ameliyat; daha önceden tüp mide, mide bandı, mide katlama ya da vertikal gastroplasti uygulanan ve tekrar kilo alan hastalarda revizyon ameliyat olarak uygulanabilir.

Ameliyat olma kriterleri arasında hastanın metabolizma hastalığının bulunması ve şiddeti de vardır.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Sonrası

Mini gastrik bypass ameliyatı geçiren hastalar, genellikle 3-4 gün hastanede kalırlar.

Ameliyattan hemen sonra yemek yemek mümkün değilken, 2 veya 3. günden itibaren sıvı, püre ve sonrasında katı gıdaya geçiş yapılır. Herhangi bir sorun gözlenmeyen hasta taburcu edilir.

Taburcu olduktan sonra ağır yük kaldırmaması gereken hastalar ortalama 2-3 hafta içinde normal yaşamına dönebilir, hatta spor yapmaya başlayabilirler.

Mini gastrik bypass sonrasında hastaların eski beslenme alışkanlıklarına dönmemeleri ve spor alışkanlığı kazanmaları gerekir.

Diyetlerine dengeli ve sağlıklı gıdaları ekleyerek, küçük porsiyonlar tüketerek beslenen hastalar sağlıklı kilo kaybı gerçekleştirirler.

Ameliyat sonrasında dehidrasyonu önlemek için yeterli seviyede sıvı tüketmek gerekir. Hastaların günde en az 1.2-2 litre su içmeleri ve yumuşak gıdalar tüketmeleri ilk aşamada önemlidir.

Rafine şeker gibi şekerlerin tüketiminden ise kaçınmak gerekir. Yeterli protein ve kalsiyumun alınması oldukça önemlidir. Ayrıca hastaların katı ve sıvı gıdaları aynı anda almamaları önerilir.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Faydaları Nelerdir?

Mini Gastrik bypass ameliyatı olanlarda genellikle ameliyatı takiben ilk 10-15 aylık sürede ciddi kilo kaybı gözlenir. Obezite ve metabolik cerrahi uzmanı

Tüp mide ameliyatına göre fazla kiloların kaybında başarı oranı son derece yüksek olan ameliyat, hastanın iştahını azaltır ve besin emilimini sınırlar.

Bu nedenle Tip 2 diyabet hastalarında da tedavi sürecini hızlandırır. Ameliyattan sonraki 1 yıl içinde çoğu hasta fazla kilolarının %75’lik kısmını kaybeder. 2. yılda ise bu oran %80 ya da %90’a kadar çıkar.

Mini gastrik bypass, obezitenin yanı sıra obezite nedeniyle ortaya çıkan sorunların da ortadan kalkmasını sağlar.

Bunlar arasında; özgüven problemi, toplum içine çıkamama ve bel ve diz bölgesine aşırı yük binmesine bağlı yürüyememe gibi problemler bulunur.

Trakea Darlıkları (Trakeal Stenozu) Belirtileri ve Teşhisi

Trakea Darlıkları (Trakeal stenoz), trakeanın içinde yada duvarında skar dokusunun oluşumu veya trakeadaki kıkırdağın malformasyonu yani esnekliğini kaybetmesi (trakeomalasi)  nedeniyle trakea veya nefes borunun daralmasıdır. Trakeada hava yolunuzun yüzde 50’sinden fazlasında önemli bir daralma ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

Trakeal stenoz nedenleri arasından en yayın üç tanesi:

  • Bir endotrakeal tüpün (solunum tüpü) veya trakeostominin uzun süre yerleştirilmiş olması
  • Trakeanın komşuluğundaki tümör ve kitlelrin basısı
  • Guatr ve Tiroid kanserleri
  • Akciğer kanseri
  • Lenfoma
  • Kollajen vasküler hastalık (polianjiitli granülomatoz)
  • İnflamatuar bağırsak hastalığı
  • Konjenital malformasyonlar (doğum kusuru)
  • Soluma yanıkları
  • İnflamatuar hastalıklar (sarkoidoz veya amiloidoz)
  • Trakea enfeksiyonları (difteri gibi)
  • Travma

Trakeanın çevresindeki organlardaki kitlelerin büyümesiyle yani dışardan bası oluşturarak stenoz gelişebilir. Kanser ve konjenital malformasyonlarda, hava yolu trakea dışından veya kötü şekillendirilmiş kıkırdaktan daralma ile sıkıştırılmaktadır.Trakeal stenozun diğer nedenleri genellikle trakeada ülserasyon ile başlar.

Ülserasyon, abartılı hale gelebilen ve normalde gerekenden daha fazla skar dokusuna neden olabilecek normal bir iyileşme süreci olan bir iltihap çağına başlar. Bu ek skar dokusu, trakeadaki alanı daraltır. Uzun süreli entübe kalmiş hastalarda entübasyon tüpünün balonu fazla şiş ve uzun süre kalırsa balonun bası yaptığı yer beslenmez, nekroz gelişir sonrada skar dokusu oluşur ve trakeal lümen daralmış olur.

Yoğunbakımda uzun etübasyona bağlı trakeal stenoz  %1-2 civarındadır ve 3 ay sonra ortaya çıkabiliyor.

Trakeal Darlıkları (Stenozu) Belirtileri

Trakeal stenozda, hafif stenoz genellikle astım veya tekrarlayan bronşit olarak yanlış yorumlanabilir. Hafif trakeal stenoz ile, semptomlar egzersizle nefes almada zorluk olarak göründüğünde, daha sonraki çocukluk veya erken ergenliğe kadar semptomları tanımlayamayabilirsiniz. Trakeal darlıkları belirtilerisi görebilirsiniz:

Stridor (yüksek perdeli solunum sesi)

Siyanotik, belirgin mavi dudaklı

Solunduğunda hırıltı

Egzersiz nefes darlığı (dispne)

Trakeal Stenoz Teşhisi

Fizik muayene

Toraks BT, özelikle isterken trakeya yönelik rekonstrüksiyonlu BT(Resim 2) istemek lazım. Yoksa yeniden çekmek zorunda kalabilirsiniz?

Sanal bronkoskopi

Bronkoskopi, trakeal stenozu teşhis etmek için “Altın Standart” olarak kabul edilir, çünkü doktorunuz trakeayı doğrudan görselleştirebilir.

Rijid bronkoskopik Hem dilatasyon hemde aynı zamanda endobronşial tedavide yapılır.

MRI; bazende  EMAR istiyoruz

Trakeal Darlıkları İçin En Yaygın Tedavi Seçenekleri Şunlardır:

Bronkoskopik Trakeal Dilatasyon – Önce  fleksibil bronkoskopi (FOB) ile trakea darlıkları tesbit edilir, darlığın çapı ne trakeanın hangi seviyesinde  olduğuna karar verilir ve gerekirse patoloji için parça alınır. Sonra Rijid bronkoskopi ile Trakea’nın, balon veya trakeal dilatatör adı verilen cerrahi aletlerle genişletilmesi, semptomların geçici olarak rahatlatılmasını sağlar ve gerekirse patoloji için parça alınır.

Lazer Bronkoskopi – Bazı durumlarda, cerrahlar darlığa neden olan skar dokusunu çıkarmak için lazer kullanır. Lazer ameliyatı iyi kısa vadeli sonuçlar sunar ve geçici rahatlama sağlar, ancak genellikle uzun vadeli bir çözüm değildir. Bazı durumlarda, lazer cerrahisi stenozu gerçekten kötüleştirebilir. Bu nedenlerden dolayı, trakeal stenozu tedavi etmek için lazer cerrahisini kullanmadan önce altta yatan bozukluğu düşünmek önemlidir.

Trakeobronşiyal Hava Yolu Stenti – Bir trakeal stent, açık kalmasına yardımcı olmak için hava yoluna yerleştirilen metal veya silikondan yapılmış bir tüptür. Stentler stenoz için hem kısa hem de uzun süreli tedavi olarak kullanılır. Akciğer Kanseri

Trakea Rezeksiyonu ve Rekonstrüksiyonu – Trakeal rezeksiyon sırasında cerrahlarımız trakeanın daralmış bölümünü segmental olarak çıkarırılır ve daha sonra trakeanın üst ve alt kısımları uc uca dikilir. Eğer stenoz trakeanın üst kısımında ise boyunda bir insziyonla yaplır eğer trakeanın alt kısmında ise sağ torakotomi ile yaklaşılır. Hastanın stenozu ortadan kaldırılmış olunur. Bu ameliyat özelikli bir ameliyattır Yuğunbakımı iyi olan bir yerde yapılması daha uygundur.

Prostat büyümesi

Prostat genellikle bir cevizin büyüklüğü ve şeklidir ve yaşlandıkça büyür. Mesanenin altına oturur ve üretrayı çevreler tüp erkekler idrar yapar ve boşalır.

Prostat Kanseri günümüzde erkeklerde yaygın şekilde görülen bir kanser türüdür.Sadece erkeklerin prostat bezi vardır.

Prostat Nedir Ve Ne Görevi Vardır?

Prostat idrar kesesinin hemen çıkımında rektum dediğimiz kalın bağırsağın son kısmının önünde yaklaşık 17-20 gram ağırlığında kestane şeklinde ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir.

En önemli görevi meninin yani semenin yaklaşık %30 hacmini oluşturması ve prostatik asit fosfataz (PAP), prostat spesifik antijen (PSA), çinko (zn) gibi meninin sıvılaşmasını sağlayan bir takım maddeleri salgılamasıdır. Prostat büyümesi

Prostat Kanseri Nasıl Ve Neden Olur?

Prostat kanseri tümörü bir organda kontrolsüz atipik hücre çoğalması neticesinde oluşur.

Bu iki türlü gerçekleşir. Birincisi iyi huylu ya da habis olmayan tür olup çoğalma sadece kaynaklandığı organda olur ve kan yoluyla uzak organlara metastaz yapmaz.

Sadece bulunduğu ortamı ve komşu organları etkileyebilir. İkincisi ise habis olan tür yani halk arasında dişi olan tür olup hem kaynaklandığı organı hem de kan, lenf ve komşuluk yoluyla uzak organları istila ederek işlev bozuklukluklarına neden olur.

Tedavi edilmez ise ölümle sonuçlanır. Prostat kanseri prostatın dış kısmından (periferik zon) kaynaklanır.

Kanser hücreleri ilk zamanlar prostat içinde kontrolsüz çoğalır ve yapısal bir takım değişikliklere neden olur.

Daha sonra kan yoluyla öncelikle bölgesel lenf bezlerine, kemiğe ve sonrada uzak organlara sıçrar.

Tüm kanserlerde olduğu gibi prostat kanseri nedenleri kesin olarak bilinmemektedir. Ancak bazı faktörler sorumlu tutulmaktadır.

Temelde 3 faktör vardır. Bunlardan birincisi yaş olup yaş arttıkça prostat kanseri görülme ihtimale yükselir. İkincisi genetik yani kalıtımsal faktörlerdir.

Birinci derece akrabasında kanseri tespit edilenler yakından izlenmeli ve risk altındalardır. Babası, dayısı ya da amcasında prostat kanseri olanlar 40 yaş üstü yakın takibe alınmalıdır.

Üçüncüsü ırk olup siyah ırkta görülme ihtimali daha yüksektir. Ayrıca sigara, çevresel faktörler viral infeksiyonlar gibi bir çok faktör sorumlu tutulmaktadır.

Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Prostat kanseri belirtileri başlangıçta hiçbir şekilde belli olmayabilir. Hastalığın büyük çoğunluğu rutin kontroller ya da çekap sırasında muayene şüphe ya da (PSA) testi yüksekliği netice yapılan biyopsi sonucunda ortaya çıkar. Istanbul en iyi üroloji doktoru

Kanserin ilerlediği durumlarda prostta kanserin büyümesine bağlı kesik kesik idrar yapma, idrar yapmada zorlanma, gece ve gündüz sık idrara çıkma, idrarda yanma, sürekli idrar hissi gibi gibi spesifik olmayan belirtiler olabilmektedir.

Helikobakter Pilori

Biyopsiyle alınan materyallerde bekletmeden yapılan incelemelerde spiral şeklinde, bekletildikten sonra yapılan incelemelerde ise küre şeklinde olduğu görülmüştür.

Genel olarak bakıldığında her 100 kişiden 70’inin helikobakteri pilori ile enfekte olduğu söylenebilir. Enfeksiyonun sıklığı gelişmiş ülkelerde %10-50, gelişmekte olan ülkelerde ise %80 civarındadır.

Bu durumun en önemli belirleyicisi sosyoekonomik farklılıklardır. Yüksek yaşam standardı, yüksek eğitim düzeyi ve daha iyi sağlık koşullarına sahip olma enfeksiyon sıklığının düşük olmasını sağlamaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerde enfeksiyon tipik olarak çocukluk çağında edinilir ve yaşam boyu sürdüğünden yaşlı kişilerin büyük bir kısmında helikobakteri pilori enfeksiyonun uzun dönemdeki sonuçları ortaya çıkar.

Mikroorganizmanın geçiş yolu tam olarak bilinmemekle beraber, insanlar arasında dışkı-ağız veya ağız-ağız yollarıyla (tükrük, salya vb.) bulaştığı düşünülmektedir.

Helikobakteri pilori enfeksiyonu açısından herhangi bir yakınması olmayan aileler üzerinde yapılan çalışmalar, aile bireylerinden birinde H.pilori enfeksiyonu varlığında çocuklarının ve eşinin enfekte olma olasılığı sırasıyla %40 ve %70 civarındayken bireyde H.pilori enfeksiyonu yokluğunda bu oranların oldukça düşük (sırasıyla %5 ve %10) olduğunu göstermiştir.

Helikobakter pilorinin kendi günlük pratiğimde gördüğüm kadarıyla abartılan bir mikrop olduğunu düşünüyorum. Helikobakter pilori midede gastrite neden olan bir mikroptur ancak bizim toplumumuzda 60 yaş üzerindeki popülasyonun yaklaşık %80 inde helikobakter pilori enfeksiyonu vardır.

Genç yetişkinlerde ise günümüzde %40 – 60 oranında helikobakter pozitifliğini kolaylıkla saklayabiliriz ancak her helikobakter pilori enfeksiyonu hastada şikayete neden olmaz. Helikobakter pilorinin tedavi edilebilmesi için bazı şartlar vardır.

Eğer hastada midesinde yada 12 parmak bağırsağında ülseri varsa hasta daha önceden mide kanseri nedeniyle ameliyat olmuş ve helikobakter pilorisi pozitif ise mide lenforması var ise daha önceden hasta ülseri nedeniyle kanama geçirdiyse yada uzun süre aspirin romatizma ilacı gibi bir ilaç kullanacak ise bu hastalarda mutlak bir şekilde helikobakter pilorinin eradike edilmesi antibiyotik tedavisi ile yok edilmektedir.

Burun Şekline Nasıl Karar Verilir?

Burun şeklini planlarken göz önünde tutulması gereken bazı faktörler vardır. Başta cinsiyet, kişinin yüz yapısı, yaşadığı toplum ve kültürel özellikler sayılabilir.Erkek için planlanan Rinoplasti burun işlemi ile kadında planlanan burun şekli farklı olmalıdır. Uzun yüzü olan bir insanla daha yuvarlak yüzlü olanın burun şekli daha farklı olmalıdır. Ayrıca ince burun derisine sahip bir kişiye yapılacak işlemle, kalın derili bir insanda yapılacak işlem birbirinden farklı olacaktır.

Yine kişinin yaşadığı bölgeye göre, toplum kurallarının ve beklentilerinin dışına da çıkmamak gerekir. Mesela Asya’da küçük burunlar karakterize iken, Afrika’da daha geniş burunlar, Avrupa bölgesinde daha uzun burunlar karakteristiktir. Bu özelliklerin çok fazla dışına çıkmamak gerekir. Yapılacak burun şekline karar verilirken hastanın tıbbi koşulları, beklentileri ve istekleri doğrultusunda doktorla ortak bir noktada buluşulmalıdır.

Burun Cerrahi Anatomisi

Burun diğer organlar gibi karmaşık bir yapıya sahip görünmese de hem fonksiyonel hem de estetik anlamda çok ince detaylara sahiptir. Burnun çatısını önde kıkırdak arka ve yukarıda kemik yapı oluşturur. Ortada kemik yapı ve kıkırdak yapı birbirinin içerisine geçerek sağlam bir destek oluştururlar. Kıkırdak yapı yekpare olmayıp değişik şekillerde farklılaşmış değişik kalınlıkta ve karakterde dizayn edilmiştir. Burun ucunu oluşturan kıkırdak hem burnun tip dediğimiz uç kısmında burun deliklerini havada tutacak şekilde yerleşmiştir. Bu kıkırdağın devamı kolimella dediğimiz her iki burun deliğini birbirinden ayıran ayaklar olarak devam eder.

Çift taraflı bakıldığında iki yarım şemsiye gibi burun deliklerinin desteğini sağlarlar. Bu şemsiye tarzındaki kıkırdağın üzerinde yukarıya doğru uzanan ve alttaki ana destek kıkırdağı olan septumun üzerine oturmuş bir kıkırdak daha vardır. Bu kıkırdak kemik çatı ile birlikte burun sırtının çökmesini önler. Ayrıca derin nefes almalarda burun kenarlarının negatif basınca bağlı çökmesini önlemek amacı ile hamak görevi görür. Bu iki kıkırdak yapının fonksiyonel cerrahide korunması ve şekillendirirken bu yapının bozulmaması çok önemlidir.

Burun iç kısmında solunum yollarını örten mukoza vardır. Burnun kurumasını önleme amacı ile içerisinde nem oluşturan bezler saklıdır. Ameliyat esnasında bu mukoza kaldırıldığı için ameliyat sonrası dönemde burunda kurumalar gözlenebilir. Bu ters etkiyi yaşamamak adına ameliyatta mukozanın çok dikkatli kaldırılması gerekir.

Yine cerrahi anatomide burun içerisinde dikkat edilmesi gereken bir başka yapı ise konkolardır.Burun eğriliklerinde ve alerjik durumlarda büyüyüp burun pasajını tıkayan bu yapılar aslında solunum sırasında havanın ısıtılması ve soğutulması görevini üstlenir.

Patolojik büyümelerinde ameliyat ile bunların küçültülmesi ve tıkalı pasajın açılması gerekir.

Burnun fonksiyonel ve estetik ameliyatlarında yukarıda bahsedilen yapıların tümünü örten deri kısmı da alttaki yapılarla uyumlu kıvrımlara sahiptir. Kanlanması çok yüksek olan burun cildi bu yapılardan ayrıldığında ameliyat sonrası tekrar bu kıvrımları oluşturacak şekilde burnun üzerine örtülmelidir.

Ameliyat Öncesi Değerlendirme

Burun ameliyatlarında diğer estetik ameliyatlardan daha farklı olarak hasta- hekim diyaloğu ,beklentilerin ortaya konması, yapılabilirlikler, yüze olan uyum ve yüzdeki diğer yapılar ile kordinasyon çok önemlidir. Şekillendirilmek istenen burun yapısı değerlendirilirken üst çene, alt çene, elmacık kemiklerinin buruna oranı, alın bölgesinin genişliği önem arz etmektedir.

Örneğin çenesi uzun bir kişide burnu çok kısaltmak ya da küçültmek görsellik anlamında olumsuz sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla burun ameliyatlarında sadece burna odaklanmak tek başına iyi bir burun yapılsa dahi hayal kırıklığı yaratabilir.

Ayrıca erkekte ve kadında burun yapısının farklı olması nedeni ile planlanan burun şekli tamamen farklılık arz edecektir. Estetik burun ameliyatlarında tek tip burun şekli ameliyatları uzun dönemde istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Sonuç olarak yüze, kişiye ve beklentilere göre burun şekilleri farklılık göstermektedir. Ameliyat öncesi doktor ve hasta, bu konuda ortak bir noktada buluşmalıdır.

Rinoplasti (Burun Estetiği) Fiyatları

Teknolojinin gelişmesi, globalleşme, doktor ve hastanelerin artması gibi birçok nedenle burun estetiği fiyatları ilk duyulmaya başlandığı zamana göre çok daha uygundur. Öyle ki burun estetiği son 10 yıla kadar fiyatların yüksekliği nedeniyle gelir düzeyi yüksek kişilere hitap ediyordu.

Gelişen teknoloji ve her şeye ulaşımın kolaylaşması rinoplasti fiyatlarını düşürdü.Hastaneler ve doktorlar arası rekabet arttıkça yapılan indirimler, kampanyalar ve ödeme kolaylıkları burun estetiği fiyatlarını herkesin gücünün yetebileceği hale getirdi. Fiyat önemli olsa da ameliyat olmaya karar veren birinin önceliği kendisine güven veren bir doktor bulup, onunla iletişime geçmesidir. Ameliyat olmaya karar veren birinin hangi doktoru istediği kararını vermesinde en işe yarayacak formül fiyat-kalite oranına bakmaktır. Unutulmamalıdır ki sağlığın önemi ufak fiyat farklarını önemsiz kılar.